içim çürüyor. bedenim yok oluyor gibi hissediyorum. yürüyerek yok oluyorum, düşünerek hiç oluyorum. kafamdakilerin zerresini başarsam benim için bir gurur sebebi zira artık başarmak kelimesinden milyonlarca yıl uzaktayım. zamanla tanımlamaktan başka bir şey gelmiyor elimden bu süreci çünkü artık geriye alamam. toprak oluyorum. ölmedim ama toprak oluyorum.
küçük bir kitaptır ya şa mak, elinde tutmaya yarar!
13 Ocak 2025 Pazartesi
toprak
güzelliğin zulme çaldığı sınır
uçurumun kenarındayım hızır. bir dilber kalesinin burcunda, vazgeçilmez belaya nazır. topuklarım boşluğun avcunda, derin yar adımı çağırır.
dikildim parmaklarımın ucunda, bir gamzelik rüzgâr yetecek.
ha itti beni, ha itecek
acılar düştü peşime uyumaz oldum. uyuyamıyorum. düşünmekten uyuyamıyorum. korkmaktan uyuyamıyorum. biri dese ki, neyden korkuyorsun. anlatamam. açıklayamam.
başaramamaktan korkmaktan bıktım.
ben, kendi çaresizliğimin içinde boğulurken, neden başkalarını da dert ediniyorum kendime. bu bıkmışlığı, bu korkuyu, bu çaresizliği ben kendim için çözmeli, kendim için aşmalıyken onu bile başkası için aşmayı düşünür oldum. iyi değilim. ama sadece şu an değil, korkarım ben çeyrek asırı iyi aşıp da gelmedim bugüne. derenin içinde boğulurken, bir şahın gezmesini engellemişim de, kendi yaşamım için değil de şahın eğlence hakkı için kenara yüzmüşüm gibi bir gün doğrusu.
25 Şubat 2024 Pazar
nankörlüğüm işte tam burada ektedir
15 Haziran 2021 Salı
münferiden;
yıllardır hissettiğim, sarsıcı ve asla gitmeyen bir his var içimde. yersiz yurtsuzluk mu denir, sahipsizlik mi bilemiyorum. sahip aradığımdan değil, yanlış anlaşılmasın ama öyle yalnızım ki. birinin beni büyük karşılıklar beklemeden sevmesine, beni benimsemesine öyle çok ihtiyacım var ki.
insanların doğduklarında belli haklarla doğması gerektiğine inanırım; sevilmek gibi, inanılmak gibi. bu hayatta kendileri olabilmeleri için çıkar gözetilmeden desteklenmek gibi. bu haklar kimsenin merhametine bırakılamayacak kadar özel, kimsenin iyi anına denk gelmeyi bekleyemeyecek kadar değerli.
kimse kendine bir ev aramak zorunda bırakılmamalı. kimse evsizliğinden kurtulabilmek için bir ev inşa etmek zorunda kalmamalı. ev inşa etmek güzel hikayelerin devamına daha güzel hikayeler eklemek için yapılmalı, başka insanların daha güzel hikayelerine yuva olmak için. asla çaresizlik yüzünden değil.
o kadar tek başınayım ki, artık beni gerçekten sevenlerle diğerlerini ayırt edemiyorum. tek başına zarfını tdk; kendi kendine, yalnız olarak, münferiden: olarak tanımlıyor. oysa bu işin yalnızca pratiği sevgili asla var olmayan okurlarım. tek başına olmak için yalnız olmanıza gerek yok. bazen etrafınız insan dolu olur. bazen etrafınız sizi sevdiğini, sizi düşündüğünü söyleyen insanlarla dolu olur. yine de içinizde bir yer asla dolmaz. tek başına olmak böyle bir şeydir. inanmamaktır. doğru olmadığını bir şekilde hissetmektedir. olduğunuz yerin yanlış olduğundan emin olmaktır.
bazen de gerçekten yalnız kalırsınız tabi, başıma geldi.
elbet bir gün yine gelecek. belki de hiç gitmeyecek.
14 Şubat 2021 Pazar
söylendi gelmez diye uzaklar, senin için
14 Ağustos 2017 Pazartesi
the lunatic is on the grass
delirmek. yalnızlıktan delirdiğini sanmak. bu ikisi arasındaki ayrımı aylardır yapamıyorum.
her şeye yeniden başlamak. ayağa kalkmak. ölü toprağını üzerinden atan zombi. evet, evet buldum işte.
yorulmak, tekmelendikten sonra çektiğin acıyı yorulmak zannetmek. bu ikisi arasında bir yerdeyim. ama saat çok geç. hava karanlık. hiç ışık yok. hangisine daha yakınım, seçemiyorum.
intikam. intikam almak ne demek ben bilmem. hiç almadım. benden aldılar mı, bilmiyorum.
konuşmak. bazen ağzını hareket ettirmek, bazen de beyninin sana oynadığı küçük oyunlar. sahne. öyle anlar vardır ki, saplantılı bir düşünceyi gün boyu düşünmüşsün de başka hiçbir şey yapmamışsın gibi hissedersin.
hissetmek. ben hissederim. çok hissederim hem de. hissederdim. çok hissettim. sonra üzüldüm. bazen de güldüm. sonra ağladım. çok. sonra delirdim.
delirmek. sonsuz kere gülmek ne demek, onu öğrenmek.
26 Nisan 2017 Çarşamba
dalgınlığınızda kaybolmak, evet evet sizinkinde
Ali iyi bir çocuktu. dağınık bir odası, pis bir mutfağı, anlatmaya değmeyecek kadar garip bir banyosu vardı. ama bir tek dolabına özen gösterirdi, yanlış anlamayın yemekleri koydukları soğuk dolaptan bahsediyorum. çeşit çeşit biraları, özel günlerde dolabın karanlık köşelerinden çıkan yıllanmış şarapları olurdu hep. rakı sevmezdi ama. ya da ben öyle sanıyorum çünkü hiç içerken göremedim.
önceki hayatını bilmem, ama ben tanıdığım günden beri böyle biridir Ali. beni sever, söylemez ama sever. hissettirir. aslında düşündüm de şimdi, Ali pek bir şey söylemez zaten.
ben anlatırım o dinler, bazen kafasını sallar, bazen garip sesler çıkarır çok nadir de olsa gülebilir Ali. ama çok nadirdir.
"ne zamandır gelmiyorum diye kızgın mısın bana diyeceğim ama kızgın değilsen bu kötü olurdu. çünkü sahiden ayıp ettim. ama çok kişiye ayıp oldu bu zamanda Ali. bana da ayıp oldu. çok ayıp oldu. ondan gelemedim. affet beni."