13 Ocak 2025 Pazartesi

toprak

düşününce içinden çıkamadığım konuları oldum olası sevemedim. bataklık gibi, hareket ettikçe, hareketini, nefesini, fikrini yutuyor. oysa ben, hareket ettikçe hareket etmek isterim. düşündükçe yeni şeyler bulmak, kısır döngüye kötü bakışlar atarak meydan okumak isterim. 

    içim çürüyor. bedenim yok oluyor gibi hissediyorum. yürüyerek yok oluyorum, düşünerek hiç oluyorum. kafamdakilerin zerresini başarsam benim için bir gurur sebebi zira artık başarmak kelimesinden milyonlarca yıl uzaktayım. zamanla tanımlamaktan başka bir şey gelmiyor elimden bu süreci çünkü artık geriye alamam. toprak oluyorum. ölmedim ama toprak oluyorum. 


güzelliğin zulme çaldığı sınır

uçurumun kenarındayım hızır. bir dilber kalesinin burcunda, vazgeçilmez belaya nazır. topuklarım boşluğun avcunda, derin yar adımı çağırır.  

dikildim parmaklarımın ucunda, bir gamzelik rüzgâr yetecek.

ha itti beni, ha itecek

        acılar düştü peşime uyumaz oldum. uyuyamıyorum. düşünmekten uyuyamıyorum. korkmaktan uyuyamıyorum. biri dese ki, neyden korkuyorsun. anlatamam. açıklayamam. 

başaramamaktan korkmaktan bıktım.

ben, kendi çaresizliğimin içinde boğulurken, neden başkalarını da dert ediniyorum kendime. bu bıkmışlığı, bu korkuyu, bu çaresizliği ben kendim için çözmeli, kendim için aşmalıyken onu bile başkası için aşmayı düşünür oldum. iyi değilim. ama sadece şu an değil, korkarım ben çeyrek asırı iyi aşıp da gelmedim bugüne. derenin içinde boğulurken, bir şahın gezmesini engellemişim de, kendi yaşamım için değil de şahın eğlence hakkı için kenara yüzmüşüm gibi bir gün doğrusu.  

25 Şubat 2024 Pazar

nankörlüğüm işte tam burada ektedir

Bir gün, öldüğünde onunla ilgili bir kötü kelime edilecekse bu amaçsızdı olmalı bence. İyiydi hoştu ama amaçsızdı. Hayatının amacını, yani huzuru bir türlü bulamamıştı. Ölene dek de bunun için uğraştı, çabaladı, didindi. Aklınıza gelen bir durgunluğu varsa onun da sebebi budur. 
Gece kafasını yastığa rahat koyabilmek için o gün kendini paralamalıydı. Kendini paralamadığı günü günden saymadı, onun da en büyük rahatsızlığı buydu. İnsanlığına hiç değer vermedi, belki de bu yüzden amacını bulamadı. Güzel olmak için Allah ona her şeyi vermişti ama hatırladığı ve aynaya baktığı hiçbir gün ya kendimi sevebilirim, hoş biriyim diyemedi. Başarılı olmak için de Allah ona her şeyi vermişti ama o hep eksiklerini gördü. Olması gerekenin bir azını olduğu gün kendinden öyle nefret etti ki huzur nedir bilemedi. Her şeyin tamamını istemekten azıyla hiç mutlu olamadı. Onun mezar taşına da ancak bu söz layık olurdu. 

Dilerim bir gün bu yazdıklarını canı gönülden değiştirebilirsin kızım. Bu yazdıklarından utandın çünkü. Kendine biraz haksızlık ettiğini düşündün. Çünkü içten içe eksiklik çeksen de hep olanla mutlu olmaya, bütün olmaya çalıştığını biliyorsun. Ama günün sonunda dilinden dökülenler kendine karşı ancak bunlar. Umarım kendine karşı daha iyi olursun bir gün, belki o gün aradığın mutluluğu bulursun. 18.02.2023

15 Haziran 2021 Salı

münferiden;

yıllardır hissettiğim, sarsıcı ve asla gitmeyen bir his var içimde. yersiz yurtsuzluk mu denir, sahipsizlik mi bilemiyorum. sahip aradığımdan değil, yanlış anlaşılmasın ama öyle yalnızım ki. birinin beni büyük karşılıklar beklemeden sevmesine, beni benimsemesine öyle çok ihtiyacım var ki. 

insanların doğduklarında belli haklarla doğması gerektiğine inanırım; sevilmek gibi, inanılmak gibi. bu hayatta kendileri olabilmeleri için çıkar gözetilmeden desteklenmek gibi. bu haklar kimsenin merhametine bırakılamayacak kadar özel, kimsenin iyi anına denk gelmeyi bekleyemeyecek kadar değerli. 

kimse kendine bir ev aramak zorunda bırakılmamalı. kimse evsizliğinden kurtulabilmek için bir ev inşa etmek zorunda kalmamalı. ev inşa etmek güzel hikayelerin devamına daha güzel hikayeler eklemek için yapılmalı, başka insanların daha güzel hikayelerine yuva olmak için. asla çaresizlik yüzünden değil. 

o kadar tek başınayım ki, artık beni gerçekten sevenlerle diğerlerini ayırt edemiyorum. tek başına zarfını tdk; kendi kendine, yalnız olarak, münferiden: olarak tanımlıyor. oysa bu işin yalnızca pratiği sevgili asla var olmayan okurlarım. tek başına olmak için yalnız olmanıza gerek yok. bazen etrafınız insan dolu olur. bazen etrafınız sizi sevdiğini, sizi düşündüğünü söyleyen insanlarla dolu olur. yine de içinizde bir yer asla dolmaz. tek başına olmak böyle bir şeydir. inanmamaktır. doğru olmadığını bir şekilde hissetmektedir. olduğunuz yerin yanlış olduğundan emin olmaktır.

 

bazen de gerçekten yalnız kalırsınız tabi, başıma geldi. elbet bir gün yine gelecek. belki de hiç gitmeyecek. 

14 Şubat 2021 Pazar

söylendi gelmez diye uzaklar, senin için

İnsanlarla tanışmak iki çeşittir. İsimlerimizi birbirimize bahşedip alıcı gözle birbirimizi süzdüğümüzde yalnızca bedenlerimiz tanışır. Esas ruhlarımızın birbirimizle tanışması vardır, o baya büyük bir olay.  Gelen farkındalık, bazen içinizi dolduran sürpriz, spontane huzur; bazen büyük pişmanlık, hayal kırıklığı. Şimdi içimden tüm bu yaşanmışlıkları nasıl ellerimle kazıyacağım korkusu. Asla yeni birine böyle hisler besleyemeyeceğim şüphesi, bir yandan da çok ama çok derinlerden el sallayan umut. Tıpkı bir bebeğin gözleri gibi parlak ama çok ufak. 
Bir insanın her yeni ve farklı ruhla tanışması, yepyeni bir tecrübe anlamına geliyor. Tecrübe ise belki de bu hayatta beni en çok korkutan şeydir. Her yeni tecrübe insanlığa ait güzel özellikleri azaltır. İsteği azaltır, sevgiyi azaltır, sevişmeyi azaltır. En önemlisi de sabrı azaltır. Pardon, belki de en önemlisi saygıdır. Saygıyı da azaltır. Azaltmaz sanırsınız, azaltır. Örselemez sanırsınız, oysa örseler, incitir. Yaralar. 

Kendimi çok yaralı hissediyorum, sanki içimde çoklu his yetmezliği var. Her bir hissimden kan akıyor. Her hissimden acı sızıyor. Bir taraftan da bir ruhla daha yeni tanışmış olmanın verdiği adını koyamadığım yeni bir his duruyor içimde. O kanamıyor. Diğer hislere bakıyor, sanki iyileşeceklerini biliyor gibi. Umursamaz, rahat. Yeni bir ev bulmuş olmakla ilgileniyor, etrafındaki o kaos, o karmaşa toz toprak yokmuş gibi davranıyor. 
Bir sene, üç sene bazen yüz sene tanışıklık yetmez iki ruhun tanışması için. Bazen de üç ay yeter, bir anlaşmazlık, bir mutsuzluk belki de bir ayrılık tetikler. 

Duruyorum böylece, bir bankta hiçbir amacım yokmuş gibi, çok iyi bildiğim bir şehrin sokaklarında kaybolmuşum gibi, yeni tanıştığım benden sevgi bekleyen birine olmayan bir sevgiyi sunuyormuşum gibi. Hepsi korkunç. Korkunç bir şekilde duruyorum. Fırtınanın dinmesini bekliyorum. Fırtına dindiğinde ne olacağını merak ediyorum. En azından hala merak duyuyorum. Demek ki ölmemişim.

14 Ağustos 2017 Pazartesi

the lunatic is on the grass

   
     delirmek. yalnızlıktan delirdiğini sanmak. bu ikisi arasındaki ayrımı aylardır yapamıyorum.
    her şeye yeniden başlamak. ayağa kalkmak. ölü toprağını üzerinden atan zombi. evet, evet buldum işte.
  yorulmak, tekmelendikten sonra çektiğin acıyı yorulmak zannetmek. bu ikisi arasında bir yerdeyim. ama saat çok geç. hava karanlık. hiç ışık yok. hangisine daha yakınım, seçemiyorum.
   intikam. intikam almak ne demek ben bilmem. hiç almadım. benden aldılar mı, bilmiyorum.
     konuşmak. bazen ağzını hareket ettirmek, bazen de beyninin sana oynadığı küçük oyunlar. sahne. öyle anlar vardır ki, saplantılı bir düşünceyi gün boyu düşünmüşsün de başka hiçbir şey yapmamışsın gibi hissedersin.
   hissetmek. ben hissederim. çok hissederim hem de. hissederdim. çok hissettim. sonra üzüldüm. bazen de güldüm. sonra ağladım. çok. sonra delirdim.
    delirmek. sonsuz kere gülmek ne demek, onu öğrenmek.

26 Nisan 2017 Çarşamba

dalgınlığınızda kaybolmak, evet evet sizinkinde

"Ali ben geldim. uzun zamandır konuşmuyoruz, özlemişsindir diye midye aldım gelirken. bilirim çünkü sende her zaman bulunur midyenin en yakın dostu."

Ali iyi bir çocuktu. dağınık bir odası, pis bir mutfağı, anlatmaya değmeyecek kadar garip bir banyosu vardı. ama bir tek dolabına özen gösterirdi,  yanlış anlamayın yemekleri koydukları soğuk dolaptan bahsediyorum. çeşit çeşit biraları, özel günlerde dolabın karanlık köşelerinden çıkan yıllanmış şarapları olurdu hep. rakı sevmezdi ama. ya da ben öyle sanıyorum çünkü hiç içerken göremedim.
    önceki hayatını bilmem, ama ben tanıdığım günden beri böyle biridir Ali. beni sever, söylemez ama sever. hissettirir. aslında düşündüm de şimdi, Ali pek bir şey söylemez zaten.
ben anlatırım o dinler, bazen kafasını sallar, bazen garip sesler çıkarır çok nadir de olsa gülebilir Ali. ama çok nadirdir.

    "ne zamandır gelmiyorum diye kızgın mısın bana diyeceğim ama kızgın değilsen bu kötü olurdu. çünkü sahiden ayıp ettim. ama çok kişiye ayıp oldu bu zamanda Ali. bana da ayıp oldu. çok ayıp oldu. ondan gelemedim. affet beni."