Bir insanın her yeni ve farklı ruhla tanışması, yepyeni bir tecrübe anlamına geliyor. Tecrübe ise belki de bu hayatta beni en çok korkutan şeydir. Her yeni tecrübe insanlığa ait güzel özellikleri azaltır. İsteği azaltır, sevgiyi azaltır, sevişmeyi azaltır. En önemlisi de sabrı azaltır. Pardon, belki de en önemlisi saygıdır. Saygıyı da azaltır. Azaltmaz sanırsınız, azaltır. Örselemez sanırsınız, oysa örseler, incitir. Yaralar.
Kendimi çok yaralı hissediyorum, sanki içimde çoklu his yetmezliği var. Her bir hissimden kan akıyor. Her hissimden acı sızıyor. Bir taraftan da bir ruhla daha yeni tanışmış olmanın verdiği adını koyamadığım yeni bir his duruyor içimde. O kanamıyor. Diğer hislere bakıyor, sanki iyileşeceklerini biliyor gibi. Umursamaz, rahat. Yeni bir ev bulmuş olmakla ilgileniyor, etrafındaki o kaos, o karmaşa toz toprak yokmuş gibi davranıyor.
Bir sene, üç sene bazen yüz sene tanışıklık yetmez iki ruhun tanışması için. Bazen de üç ay yeter, bir anlaşmazlık, bir mutsuzluk belki de bir ayrılık tetikler.
Duruyorum böylece, bir bankta hiçbir amacım yokmuş gibi, çok iyi bildiğim bir şehrin sokaklarında kaybolmuşum gibi, yeni tanıştığım benden sevgi bekleyen birine olmayan bir sevgiyi sunuyormuşum gibi. Hepsi korkunç. Korkunç bir şekilde duruyorum. Fırtınanın dinmesini bekliyorum. Fırtına dindiğinde ne olacağını merak ediyorum. En azından hala merak duyuyorum. Demek ki ölmemişim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder