"Ali ben geldim. uzun zamandır konuşmuyoruz, özlemişsindir diye midye aldım gelirken. bilirim çünkü sende her zaman bulunur midyenin en yakın dostu."
Ali iyi bir çocuktu. dağınık bir odası, pis bir mutfağı, anlatmaya değmeyecek kadar garip bir banyosu vardı. ama bir tek dolabına özen gösterirdi, yanlış anlamayın yemekleri koydukları soğuk dolaptan bahsediyorum. çeşit çeşit biraları, özel günlerde dolabın karanlık köşelerinden çıkan yıllanmış şarapları olurdu hep. rakı sevmezdi ama. ya da ben öyle sanıyorum çünkü hiç içerken göremedim.
önceki hayatını bilmem, ama ben tanıdığım günden beri böyle biridir Ali. beni sever, söylemez ama sever. hissettirir. aslında düşündüm de şimdi, Ali pek bir şey söylemez zaten.
ben anlatırım o dinler, bazen kafasını sallar, bazen garip sesler çıkarır çok nadir de olsa gülebilir Ali. ama çok nadirdir.
"ne zamandır gelmiyorum diye kızgın mısın bana diyeceğim ama kızgın değilsen bu kötü olurdu. çünkü sahiden ayıp ettim. ama çok kişiye ayıp oldu bu zamanda Ali. bana da ayıp oldu. çok ayıp oldu. ondan gelemedim. affet beni."